ilk-gorusme1

Öncül Sorun Teşhisi

Öncül sorun teşhisinin amacı, sorunu çözmek için önlemler önermek değil, bu etkiye yol açacak bir danışmanlık görevi ya da projesi tanımlamak ve planlamaktır.
arastirma2

Firma Yönetimine Sunum, İlk Değerlendirme

Proje İş Planı oluşturulur. Öncül sorun teşhisi ve Proje İş Planı firma yönetimi ile paylaşılır, projenin devamı için değerlendirme yapılır.
uygulama-raporlama3

Teşhis, Proje İş Planı’nın Uygulamaya Alınması

Öncelikli konular değerlendirilerek uygulamaya alınır, ilk görevlendirmeler yapılır. Analiz gerektiren özellikli alanlarda çalışmalar başlatılır; süreçlerin bütünsel analizi ve iyileştirmeler yapılır.
uzun-vade-son4

Uygulamalar - Uzun Vade

Aylık-üç aylık izleme ile yapılan çalışmaların devamlılığı takip edilir, gerekli müdahaleler yapılır.

Üretim yönetimi, işletmenin elinde bulunan malzeme, makina ve insangücü kaynaklarının belirli miktardaki mamulün, istenen niteliklerde (kalitede), istenen zamanda ve en düşük maliyetle üretimini sağlayacak bir biçimde bir araya getirilmesidir.

Bu çalışmalar, esasen endüstri mühendisliği uygulamaları arasında yer almaktadır. Üretim sistemindeki yöneticilerin amacı, insan, malzeme, makina arasındaki çalışma uyumunu, sistemin ekonomik ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Uyumun ve verimliliğin gerçekleşmesi ise düzenli bir planlama ve kontrol ile sağlanabilir. Üretim yönetimi, “Üretim sistemini oluşturan tüm faaliyetlerin firma amaç ve politikalarına uygun olarak planlamak, yürütmek ve kontrol etmek bilimi ve sanatıdır.”

Böylece;
-Tüketici isteklerinin fiyat, zaman, miktar ve kalite açısından en iyi şekilde karşılanması,
-Stok düzeyinin mümkün olduğunca düşük tutulması ve/veya stok devrinin arttırılması,
-İşletmenin insangücü ve makina kaynaklarından yararlanma derecesinin yükseltilmesi amaçlarını gerçekleştirmeye çalışır.

Bir Türk KOBİ'sinin Global Rekabette Şansı, ancak ve ancak, Modern İşletmecilik Teknikleri'ni kullanmasından geçer.

Çeşitli çalışmalar vesilesiyle ziyaret etmiş olduğumuz KOBİ'lerimizin büyük çoğunluğu, bu tekniklerin neredeyse hiçbirini kullanmıyor.

Siz, eğer böyle bir karar verir de, rakiplerimden nasıl bir adım öne geçerim derseniz,
Eğer işletmenizde Üretim Yönetimi tekniklerini kullanırsanız:
1-İşletmenize ait bütün verilere hâkim olursunuz. Buna göre geleceği tahmin edebilirsiniz. Üretiminizi, satınalmanızı, satışınızı, terminlerinizi, herşeyi planlayabilirsiniz. İşletmenizde herhangi bir değişiklik yapmak istediğinizde neyin nasıl etkileneceğini öngörebilirsiniz, ona göre, daha en baştan önlem alabilirsiniz.
2-İşletmenizde herhangi bir şey aksadığı zaman, bir makina biraz fazla fire verdiğinde, bir vardiyada üretim düştüğünde, bir makinanın ayar zamanı uzadığında hemen bunu anlama ve anında müdahale etme olanağı bulursunuz. Sipariş gecikmeden önlem alabilirsiniz.
3-Ayrıntılı maliyetlerinizi bilirsiniz. Bunu bilince, maliyetin nerelerden düşürülebileceğini ve bunun için izlenecek yolları bulabilirsiniz. Sürekli yaşar maliyet, canlıdır. Gerçekte her şey maliyettir, bunu daha iyi görürsünüz.
4-Her şey belirlidir, tanımlıdır. Herhangi birisi o gün işe gelmese de, en başta patron dahildir buna, o gün işler aksamaz. Herkes bilir ne yapacağını.
5-Verimlilik ve performanslar sürekli takip edilir. Aksayan noktalar belirlenir ve iyileştirme olanağı bulunur. Rakipler veya dünya verileriyle karşılaştırılır. İşletmenin geleceğine daha sağlıklı yön verilebilir. 6-İşletme içinde tatlı bir stres olur: bir bölüm, diğer bölümden hep bir şeyler talep eder. Birbirinin müşterisidir herkes. Nihai, gerçek müşteriyi temsil eder herkes kendi yönüyle.
7-Kapasiteler, kapasite dengelemeleri, darboğazlar kağıt üzerinde her şey mevcuttur. Basit, kolay kalem oyunlarıyla, alternatif uygulamaların ne sonucu olacağı anında hesaplanır, hem de sıfır maliyetle. Buna göre ayakları yere basan kararlar verebilir yöneticiler

Çare, Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyeliği sürecinde mali yardımların ve hibelerin kullanılması ile ilgili tüm çalışmalarda yanınızdadır. İhaleye çıkan tüm hibe/fon çağrılarını sizin adınıza takip ederek konunuzla ilgili proje fikri geliştirmede, buna ait projenin hazırlanarak ilgili başvuru formatına uygun olarak ihale merciine teslimine kadar deneyimli uzmanlarıyla çözüm ortağınız olarak hareket etmektedir.

Tüm hibe programlarında aşağıdaki süreçler yaşanmaktadır:
* Proje Fikri Geliştirme,
* Mevcut bir Fikrin proje tasarımı,
* Finans kaynağına ulaşım, Teşvik, Hibe ve Destekler,
* Proje ortağı/ortakları bulma,
* Başvuru formları ve ilgili belgelerin hazırlanması,
* Bütçeleme ve Mantıksal Çerçeve hazırlanması,

Bu sürecin yanı sıra, Proje Döngüsü Eğitimleri (PCM) 'nin firmaların başarılı proje başvuruları için ayrı bir öneminin olduğu görülmüş olup, programın uygunluğuna göre çalışmalarda yerini almaktadır.

Çare, ulusal ve uluslar arası fonların kullanımında, programların arka planları ve önceliklerine uygun olarak proje fikrinizin geliştirilmesi, tanıtımı ile sizlerin ufkunuzun açılması ve yaratıcı fikirler geliştirmenize yardımcı olacaktır. Aynı zamanda personelinizin bu konuda eğitimini sağlayarak gelecek dönemlerde kurumunuzun organizasyonunda proje yönetimi için hazır olmasını sağlayacaktır. Proje başvuru formunun hazırlığı, mantıksal çerçevenin düzenlenmesi, proje bütçelerinin oluşturulması vb. tüm çalışmaların detaylandırılmasında uzman kadromuz sizden biriymiş gibi çalışmalara katılmaktadır.

Bölgesel kalkınma programları, Girişimcilik, Araştırma-Geliştirme Programları gibi çerçeve programlarının temalarına uygun olarak yazılacak projelerde KOBİ’lerimize, KOBİ Derneklerine, Meslek Odalarına, Kooperatiflere ve STK’ lar ile işbirliği ile ağlar oluşturarak özellikle yurtdışı ortaklıkların bulunmasında yardımcı olacaktır.

Sektörel uzmanlıkları olan proje yazım ekibiyle, talep edilen proje konusunun kabul edilebilirliğine ilişkin değerlendirmeleri projenin başlangıç aşamasında yapan Çare, iş geliştirme ve kriterlere uygun proje konusunun firma yetkilileriyle kararlaştırılmasının ardından, sürekli iletişim ve bilgi transferiyle birlikte sahadaki çalışmalar sayesinde başvuru aşamasını büyük bir titizlikle sonuçlandırır.

Başvuru sahibi tarafından talep edildiği takdirde proje koordinatörlüğü görevi de Çare tarafından yürütülmektedir. Proje Yönetimi konusunda çalışma yaşamlarında farklı projelere imza atmış uzmanlarımız, son yıllarda da konuyla ilgili ilave kişisel gelişimlerini tamamlamış, günceli takip ederek daima önde olmuşlardır.

Ayrıca; Finansman ihtiyacı olan proje fikrinize ait fonların takibi çok uygun yıllık sözleşmelerle yapılmakta ve ihale süre ve şartları sizin adınıza sürdürülmektedir.

• Firmaların çalışan sayısı belirli seviyelere ulaştığında ERP kullanımı kaçınılmaz oluyor,
• İş süreçlerini yeniden düzenleyen ile düzenleyemeyen firmalar arasında ERP projesi başarısında büyük farklılıklar görülüyor,
• Firmaların ERP özellikleri ile, elde ettikleri stratejik avantajlar arasında önemli bir ilişki görülüyor, ERP karakteristiklerine ilişkin uygulamaların düzeyi arttıkça elde edilen stratejik avantajlarda artış görülüyor.

Hepimizin bildiği gibi, rekabet ortamının çok zorlaştığı günümüzde firmalar varlıklarını korumak amacıyla yeni ve modern çözümlere yönelmekte.

Üretim yapan firmalar, stoklardan maliyetlere kadar firmanın tüm işlerini koordine etmek, bir merkezden yönetmek amacıyla ERP sistemlerini kullanmayı düşünüyor.

Fakat ERP sistemlerinin sadece Türkiye’de değil dünyada da yaygın olarak kullanılmalarına karşın birçok şirkette sistemden beklenen verimin alınamadığı, hatta pek çok şirkette kullanılmasından vazgeçildiği, büyük yatırım harcamalarına rağmen eski sisteme dönüldüğü görülüyor.

ERP tarihi, başarı örnekleri kadar başarısız uygulamalarla da dolu. Bu başarısız uygulamaların maliyetleri de oldukça yüksek oluyor. Başarısızlıkla sonuçlanan ERP uygulamalarında öne çıkan nedenler şöyledir:
• Personelin sistemin başarılı olmasını istememesi,
• Personelin yeni sistemin gereksiz olduğunu düşünmesi,
• Personelin yeni sistemle ilgili olan beklentileri,
• Sistemin temel konseptinin anlaşılmaması,
• Temel verinin doğru olmaması,
• Sistem özellik ve fonksiyonlarının belirlenememesi,
• Uygulamanın tamamının dış kaynaklar veya işletme tarafından yapılması,
• Üst yönetimin desteğinin sağlanmaması,
• Mevcut süreçlerin yenilenmemesi,
• Diğer bilgi yönetim sistemleri ile entegrasyonun sağlanmaması,
• ERP danışmanlarının yetersizliği,
• Proje ile ilgili uygun çalışanların seçilmemesi

Bu danışmanlık çalışmaları kapsamında ele alınan konu başlıkları şöyledir:
- Kurumsallaşma,
- Organizasyon ve Sistem Analizi,
- Üretim Planlama ve Kontrol,
- Ürün Bazında Birim Maliyet Sistemi (Maliyet düşürme projeleri), Maliyet Muhasebesi
- Performans / Verimlilik Yönetimi

Bu amaçları gerçekleştirmeye çalışırken yöneticinin bazı göstergelere ihtiyacı vardır. Bu göstergeler, özetle;
Üretkenlik (prodüktivite), üretim faktörlerini en uygun biçimde kullanarak gerçekleştirilen üretim düzeyi, veya kısaca, kişi başına yaratılan faydadır. Verimlilik, kıyaslanabilir iki üretim periyodunun sonuçlarının birbirine oranıdır.

İşletme yöneticisinin başarısının en iyi ölçüsü, kıyaslanabilir periyotlar içindeki maliyet ve kârlılık değişimi, yani verimliliktir.

Bu sonuca ulaşmak ise, işletme içi performans değerlendirme sistemini kurmak ve işletmek ile mümkündür. Yani ‘veriye dayalı yönetim’ ile. Yapılanmasını ve gelişimini sağlıklı sürdüren bir işletme, öncelikle üretim yönetimi sistem ve uygulamalarını yerleştirir. Bunu izleyen süreçte, kalite güvence sistem çalışmaları hem kolayca, hem de çok daha başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.

ÇARE, Yönetim danışmanlığı çalışmalarında şu özellikleriyle öne çıkmaktadır:
-Öğrenim: Yönetim alanında faaliyet gösteren danışmanlarımız, temel ve tamamlayıcı öğrenimlerini bu alanda görmüşlerdir.
-Tecrübe: Yönetim alanında uzun yıllar ve çeşitli uygulamalar sonucu kazanılmış olan tecrübe (özellikle imalat sanayinde faaliyet gösteren işletmelerde edinilmiş olan tecrübe)
-Gelişme: Alanında sürekli gündemin takibi, yeni eğitim programlarına katılım ve eğitim programları düzenlemek, Avrupa Birliği programları ile yakın ilişkiler,
-Sosyal boyut: KOBİ’ler, KOSGEB, sivil toplum kuruluşları ile yakın ilişkiler

Danışmanlık hizmetimiz, ‘teorik’ düzeyde kalmayıp, bizzat uygulamanın içinde yer alarak, ihtiyaç duyulan eğitimlerin yerinde verilmesiyle gerçekleştirilmektedir.

İşletmelerin yönetimi konusunda kitabi, teorik bilgilerin, uygulamaya dönüştürülmedikleri sürece bir değerleri kalmamaktadır. Bu anlamda tecrübe, yani teorinin uygulamalarına dair önceki tecrübeler özellikle önem kazanmaktadır.

Çeşitli sektörlerde yer alan KOBİ’ler ile çalışmak, çeşitli tecrübelerin paylaşımına olanak sağladığı gibi, sektörler arası uygulama geçişleri ve bilgi aktarımına da zemin hazırlamaktadır.

Genel olarak, danışmanlık programının tamamlanmasını izleyen dönemde, üçüncü ve altıncı ayların sonunda değerlendirme çalışmaları yapılarak, uygulamada aksayan noktalar taraflarca birlikte değerlendirilmektedir. Böylece çalışmaların daha sağlıklı gelişimi ve izleyen dönemlere ait iş planları ve stratejilerin de değerlendirilmesi yapılmaktadır.

İmalat sanayinde faaliyet gösteren bir işletmenin yeniden yapılanması çalışmaları, yukarda bahsedilen konularda toplanmaktadır. Bu çalışmaların yapılması ve belirli bir süre hakkıyla uygulanması sonucu, işletmenin ‘kurumsallaşması’ ve ‘kalite güvence sistemi” adımları kendiliğinden yerleşmiş olmaktadır.

Literatürde aile işletmeleri iki temel kriterle tanımlanmaktadır; sahiplik ve yönetim (Degadt,2003). Aile işletmeleri ile diğer bütün işletmeler arasındaki en temel farklılık, aile işletmelerinin hem iş hem de aile çıktıları ile ilgili olmasıdır. Aile işletmelerinde verimlilik, süreklilik ve kar gibi konularla ilgilenmenin yanı sıra aile üyelerinin katılımı, istek, ihtiyaç ve beklentileri de dikkate alınmaktadır. Kısacası aile işletmelerinde yönetim ve işletme boyutlarına ek olarak aileyi de kapsayan duygusal boyut yer almaktadır.

Özellikle aile fertlerinin aynı zamanda yönetici konumunda olduğu ve güç aralığının yüksek olduğu aile işletmelerinde, çalışanlar işletmenin sahibi konumunda olan yöneticilerin isteklerini sorgulamadan yerine getirebilmekte ve kendilerine yetki ve sorumluluk verilse dahi bu yetkileri üstlerinden çekinme, cezalandırılma veya işten atılma gibi nedenlerden ötürü kullanmamayı yeğlemektedirler. Bu tür davranış ve eğilimler ise, personel güçlendirme uygulamalarının etkinliğini kısıtlamaktadır. Yüksek güç aralığının mevcudiyetinde aynı zamanda her şeyi üstlerine sorma eğiliminde olan astlar, kişisel yetkinliklerini ve becerilerini de arttıramayacak, buna bağlı olarak motivasyon eksikliği yaşayan çalışan, işinde de düşük performans gösterecektir. Bunun sonucunda hem bireysel hem de kurumsal kayıplar ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerden ötürü, personel güçlendirme uygulamalarını etkinleştirmeye çalışan işletmeler, kurumsal ve yönetimsel açıdan çalışanlarını destekleyici nitelikte faaliyetlerde bulunmalıdırlar. Üstlerin çalışanlar üzerindeki etkisinin otorite yerine yol gösterici koçluk ya da danışmanlık şeklinde olmasına özen gösterilmelidir. Şüphesiz, buna dönük eğitim faaliyetleri faydalı olabilecektir. Ayrıca, performansa dayalı ödüllendirme sistemi ile kurum içi iletişim ve sosyalleşmeyi arttırıcı sosyal paylaşım ağlarının, çalışanların gerek yaptıkları iş ile ilgili daha fazla bilgiye sahip olmalarını ve gerekse kendi fikirlerini de üstlerine ileterek yaratıcılıklarını ortaya koyabilmelerini sağlayacağı düşünülmektedir. Bu sayede çalışanların motivasyonuna da katkı sağlanabilecektir.

Aile şirketi anayasaları, aile şirketlerinin devamlılığını ve kurumsallaş¬masını sağlayan en önemli araçlardan biri olarak görülmektedir. Günümüzde, dünyada ve Türkiye ekonomisinde aile şirketlerinin rolü ve işlevleri göz önüne alındığında aile şirketlerinin devamlılığı ve kurumsallaşmasının hem Türkiye ekonomisi hem de söz konusu şirketler açısından taşıdığı önem daha da belirginleşmektedir. Aile şirketi anayasaları, aile fertleri arasındaki ilişkilerin ticari çıkarlar yüzünden yıpranmasını ve bu yolla ailenin parçalanmasını önleme adına önemli bir fonksiyon görmektedir.

Sonuç olarak; kurumsallaşma sürecinde şirket anayasası önemli bir basamak olarak değerlendirilmelidir. Şirket anayasası bir şirkette tüm yöneticilerin uyması beklenen kuralları ortaya koymaktadır. Böylelikle bir firmanın keyfi yöntemlerle yönetilmesinin önü alınmış olacak ve daha sonraki nesillere da aynı şekilde aktarımını mümkün kılacaktır.

Türk aile işletmelerinde işi bir sonraki kuşağa devir konusunda çoğunlukla erteleme eğilimi gözlemlenmektedir. Bunun temel sebebi olarak da kurucu liderlerde, bir sonraki kuşakla ilgili, liderlik yapacak kişi veya kişilerin çekingenliği ve olgunluğa erişmediği düşüncesinin yer almasıdır. Genellikle otoriter bir gelenekle yönetilen Türk aile işletmelerinde gönül rızası ve rahatlığı ile liderlik devirleri pek revaçta değildir. Bu sebeple, kurucunun iş yapamaz hale gelmesi veya ölüm halinin getirdiği ani ve zoraki devirler daha çok gözlenmektedir. Halbuki işletme etkin ve kârlı şekilde faaliyetlerine devam ediyorsa kuşaklararası devir daha da önem kazanmaktadır.

Diğer taraftan, aile işletmelerinin nesilden nesle en az mevcut halini koruyarak ve hatta arzu edildiği gibi sağlıklı bir şekilde büyüyerek devam edebilmelerinin temeli başarılı bir örgütsel yedekleme süreci geçirmeleridir. Bu süreç, aile ilişkilerini ve işletmenin geleceğini etkileyen, doğru yönetilmesi gereken uzun vadeli bir süreçtir.

Aile şirketlerinde yaşanan sorunlardan bazıları;
• Yönetimin sonraki kuşaklara nasıl aktarılacağının belirlenmemesi,
• Aile üyeleri arasında yaşanan anlaşmazlıkların şirkete yansıtılması,
• Yaşanabilecek muhtemel anlaşmazlıkların aile ilişkilerini zedelemesi,
• Liyakat gözetilmeden yapılan atamalar,
• Aile bireylerinin katkı ve verimliliklerin eğit olmaması,
• Rol-yetki çatışmaları,
• Ücret eşitsizliği, ayrımcılık,
• Görevi olmayan aile üyelerinin şirket yönetimine müdahil olması,
• Mülkiyet hakların belirsizliği,
• Şirketin büyümesiyle birlikte yönetici ihtiyacının artması ve aile üyelerinin bu ihtiyaca cevap vermede yetersizliği
• Aile üyelerinin motivasyon eksikliği…vb Aile Şirketi’nin Güçlü Noktaları’na değinecek olursak;
• Aile şirketlerinde kararlar patronlar tarafından alındığı için, kurumsallaşmış şirketlere oranla, çok daha hızlı bir karar alma süreci söz konusudur.
• İşletmede oluşan bilgi birikiminin korunması, aile şirketlerinin rekabet gücünü arttırmaktadır.
• Kurumsallaşmış şirketlerde, temel performans parametrelerinden bir tanesi kardır. Ancak bu yaklaşım, stratejik kararların alınmasında zorluklar çıkarmaktadır. Aile şirketinde ise, bu tip kararlar, daha rahatlıkla alınabilmektedir.
• Kurumsallaşma, dikkat edilmezse, organizasyonel rijitleşmeye ve hantallaşmaya varabilmektedir. Bu özellikle, Klasik Organizasyon Yaklaşımı’na göre yapılanan işletmelerde görülmektedir. Ancak aile şirketlerinde hiyerarşi azaltılabilmektedir.

SONUÇ
Aile şirketlerini tartışmak yerine, işletmenin yönetim yeterliliği üzerinde durmak daha yararlıdır. Aile şirketleri çok başarılı olabileceği gibi, kurumsal şirketlerde başarısızlık görülebilir. Ayrım noktası, yönetim sistemidir.

Projeler kaynak sağlayıcı kuruma teslim edildikten sonra değerlendirme için bağımsız değerlendiriciler dosyaları incelenmektedir. Değerlendirme sürecinde kaynak sağlayan kurum sürecin dışında kalmaktadır. Mevzuat gereği bu değerlendirmeyi sadece bağımsız değerlendirmeciler yapabilmektedir.

Projelerin mali ve teknik incelemesini yapan uzmanlarımız, Mali kapasite, İlgililik, Yöntem, Sürdürülebilirlik, Bütçe ve maliyet etkinliği adı altında beş konuda ilgili mevzuata göre değerlendirme yapmaktadırlar.

Çare Danışmanlık
Profesyonel ve alanında uzman ekibimiz sizi bekliyor.


Bize Ulaşın